Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Avrupa Birliği üyesi ülkelerle eş zamanlı olarak uyguladıkları,15 yaş altı çocukları kapsayan "Çocuk Sağlığı ve Yoksunluğu 2024" raporunu yayınladı.

Rapor sonuçları ülkemiz öğrencileri adına, geleceğimizi teşkil eden çocuklarımız için çarpıcı sonuçları ortaya çıkardı.

Rapora göre araştırmaya konu örneklemi oluşturan çocukların %94,5'i sağlık durumu açısından "Çok İyi / İyi" grubunda kategorize edilirken asıl sorunun yoksunluk raporlarında kendini gösterdiğini görebiliyoruz.

Araştırmaya göre öğrencilerin %21' i yaşadığı hanede kendisine ders çalışacak nitelikte ve yeterlilikte bir alan bulamazken, %64'ü ders dışı, boş zaman aktivitelerinden istifade edememektedir.

%24 gibi ciddi bir oran ise, araştırmaya konu öğrencilerin oyuncak sahibi olamama yüzdesini ifade ediyor.

Gelişimsel olarak belki de en büyük sorunu ise beslenme alışkanlığı/çeşidi ortaya koyuyor.

Çocuklarımızın %30'u günde en az bir kere et, tavuk veya balık ürünü tüketemiyor.

Birey gelişimini bir bütün olarak değerlendirdiğimizde bilişsel, fiziksel, duyuşsal alanın doğru ve makul gelişimi için sağlanması gereken asgari şartları, ülkemizde büyük bir yüzdelik dilimin karşılayamadığı görülmektedir.

Bu ve benzeri bıçak sırtı konularda bardağın dolu tarafını görmeye çalışmak tabiri mümkünse en hafif deyimiyle aymazlık olacaktır.

Bu veriler ışında ülkemiz geleceğini yeterli donanım ve kabiliyette yetiştirmek isteyen bir eğitim sistemine sahipsek, mahrumiyet yaşayan tüm kesimler için acil bir eylem planı hazırlanmalı ve hemen hemen tüm hanelere ulaşılmalıdır.

Zira Milli Eğitim bunu gerektirir.

Ülkemizin kaybedeceği bir tane dahi fert olmadığı gibi, zayi edilecek zamanı da artık bulunmuyor.

Araştırma sonuçlarının pozitif yüzdelerine sabitlenen/sabitlenecek bakış açıları ilerleme ve problem çözme alanındaki en temel engeldir.

Farklı değişkenlerin ölçüldüğü raporda %20 dolayında olan bir yüzde ise "yeni bir çift ayakkabıya sahip olamayan/yeni kıyafete sahip olamayan" öğrencilerimizi göstermektedir.

Bu kapsamlı araştırma raporunun da sadece dönüt niteliğinde kalmayıp, bir kamu aksiyomunun ateşleyicisi olması ümidi ve dileğiyle.